Tüm Haberler

Yozgat Ayaklanması Ve Karacabey Türküsünün Hikayesi

Yozgat Ayaklanması Ve Karacabey Türküsünün Hikayesi

Sayın M.Kemal Karabacak’ın gönderdiği açıklama:

“Karacabey (Abdullah Şevket) ve Karabacak sülalesi

Karabacak sülalesi, Sadrazam Nevşehirli Damat İbrahim Paşa soyundan gelmektedir. Damat İbrahim Paşa’nın 2 nesil sonrası torunlarından Çuhadar Süleyman Ağa’nın Yozgat merkeze gelmesiyle ve Çapanoğlu ailesinden izin alarak yerleşmesiyle aile Yozgat’ı mekan seçmiştir. Daha sonra Süleyman Ağa ile Çapanoğulları arasında çıkan bir sürtüşmeden sonra aile Yozgat’ın güneyine Lök Köyü denilen yere yerleşmiş olup kökenleri hala buradadır.

Karacabey 1311 doğumludur, tahminen 1921 yılında idam edilmiştir. Bu olay muhtelif anlatılsa da en doğrusu savaş yıllarında cephenin terk edilmesi olayına dayanır. Kendisi Mustafa Kemal’in ordusunda subaydır. Bir çok kahramanlıkları vardır. Ama bir gün özel (gizli) bir görevdeyken (Yozgat ve civarında bir görev) maiyetinin firar etmesi nedeniyle kendisi suçlanmıştır. Ordudan ayrılarak bir müddet Yozgat ve civarında saklanmıştır. Akrabası Yozgat Sarayköylü Faik Bey’in (Erbaş) telkinleriyle (veya ihbarıyla) teslim olmuş, ancak askeri mahkemede yargılanarak idama mahkum olmuş, daha sonra suçsuzluğu anlaşılarak affa uğrasa da af tezkeresinin geç gelmesiyle maalesef idam edilmiştir.”

***

Baki Yaşa Altınok’un anlatımı:

Tarihe birinci Yozgat ayaklanması olarak geçen Çapanoğlu ayaklanması, bastırıldıktan bir müddet sonra bağışlanan yaklaşık 500 kişilik bir grup Akdağmadeni Alayı adı altında bir araya getirilmişti. Ancak, bunlardan 50-60 kişi Mustafa Kemal’e bağlı Kuvay-i Milliye buyruğu altında düşmanla savaşmak istemediklerini bildirerek, 5 Eylül 1920’de yeniden ayaklandılar. Bu sırada kendilerine bazı katılmalar oldu.

Başlarında Küçük Ağa, Deli Hacı Hasan ve Postacı Nazım adıyla bilinen birileri olduğu halde Çengelhan ve Ortaköy yönlerine doğru harekete geçen asilerin sayısı, kısa sürede 500-600 kişiyi buldu. 8 ve 9 Eylül’de yukarıda adı geçen her iki kasabayı da basan ayaklanmacılar, üzerlerine gelen Kuvay-i Milliye müfrezelerini bozguna uğratarak duruma hakim olmaya başladılar.

Ayaklanmanın genişlemesi üzerine Ankara Hükümeti, hemen harekete geçti ve Ankara’da 2. Kuvay-i Seyyare adı altında asileri bastırma birliği oluşturuldu. Birliğin başına da o sıralar birliğiyle Keskin’de bulunan Binbaşı Çolak İbrahim Bey getirildi. Çolak İbrahim, ilk iş olarak Ankara’daki Kırşehir mebusu Hamitli Rıza Beyle 11 Kasım 1920 tarih ve 545 numaralı telgrafla görüşerek konu hakkında fikir alışverişinde bulundu. “Bu ayaklanmanın bastırılmasında Kırşehir ve Keskin yöresinde büyük bir nüfusa sahip olan Rıza Beyin müsbet bir etkisinin olduğunu söylemek mümkündür.”

Ayaklanmacılar Kırşehir iline bağlı Nogaykızı köyünde hazırlık yaptığı sırada, 2. Kuvay-i Seyyare’ye bağlı bir müfreze birliği köye geldi. Müfrezenin gelişinden haberdar olan ve burada pusu kuran ayaklanmacılar, birliği çapraz ateşe tutarak başta müfreze komutanı Kemal Bey olmak üzere birçok askeri şehit ettiler. Daha sonra da Akdağmadeni yönünde ilerlemeye başladılar.

Ayaklanma, 1920 sonlarına kadar sürdü. Asiler birçok kasaba ve köyü bastı, evleri yağmaladı. Sonunda Çolak İbrahim Bey’in komutasındaki 2. Kuvay-i Seyyaresi duruma hakim oldu. Boğazlıyan’da bulunan Kuvay-i Milliye’nin de desteğiyle, ayaklanma kesin olarak bastırıldı. Dağılan asilerin tümü iki ay içinde sıkı bir takipten sonra ele geçirildi.

Bu ayaklanmaların bastırılmasında aşağıdaki dizelerden de görüleceği gibi, Kırşehir’e bağlı Çiçekdağı (Mecidiye) ilçesi ileri gelenlerinin ve halkının büyük katkıları olmuştur. Bu başarılarından dolayı Mustafa Kemal, Çiçekdağı Belediye Başkanı Necip ile Müftü Hayrullah Efendi’ye şu telgrafı göndermiştir:

“Mecidiye (Çiçekdağ) Belediye Reisi Necip ve Müftü Hayrullah Efendilere; Kuvvet ve metanetinize ve memleketi muhafazada gösterdiğiniz sebat ve gayretinize teşekkür ederim. Orada itimada şayan kimselerden kafi miktarda Jandarma kaydediniz ve masraflarını mal sandığından veya başka yerden temin edip düzenleyiniz, devletin borcudur hemen düzenlenip geri verilecektir. Kaymakamlığı biriniz üzerine alsın ve bana bildiriniz. Asilerin ne kadar kat-i bir surette hadlerinin bildirildiği bir iki günde görülecek ve zati âlilere Mecidiye büyükleri gibi kemali metanet ile hareket edenlerin kadir ve şerefi anlaşılacaktır. Telgraf telile irtibatı kesmeyip her altı saatte bir vilayete durumdan haber veriniz.”

16-17 Haziran 1920

Erkânı Harbiye Umumiye Reisi, İsmet
Büyük Millet Meclisi Reisi, Mustafa Kemal

Yukarıda da belirtildiği üzere ayaklanmacılara karşı Ankara Hükümetinin yanında yer alan Çiçekdağı (Mecidiye) halkı, bu olayda büyük yararlıklar sağlamışlardır. Bunlardan birisi de Yozgat’ın Lök köyünden asıl adı Hasan olan Karaca’dır. Karaoğlan da denilen Karaca, Milli harekete iştirak etmiş, Yozgat ayaklanmasının bastırılmasında hükümet kuvvetlerine önemli katkılarda bulunmuştur. Karaca, bir müddet sonra eşkıyalığa başlamış, Çiçekdağı yöresinde haraç almıştır. Kendisinin yeğeni olan Saray beylerinden Faik beyin af vaadiyle yakalanıp götürülmüş, Kayseri’de idam edilmiştir. Aşağıdaki türkü onun ağzından yakılmıştır:

Nasip olup Kaynatan’dan aşmadım
Ak konağa martinimi asmadım
Ben mevladan umudumu kesmedim
Eli kelepçeli durur Karaca

Ankara’dan çıktım sabah çağında
Candarmalar durur iki yanımda
Arzumanım kaldı Lök’ün dağında
Eli kelepçeli durur Karaca

Bana tuzak kurdu Saraylı Fayık
Kadı’nın fetvası bana mı layık
Ahbaplarım durmuş bakıyor bayık
Eli kelepçeli durur Karaca

Ufak yaşım ben dünyama doymadım
Kuşağıma yetim malı koymadım
Katil İlyas gibi posta soymadım
Eli kelepçeli durur Karaca

Bir Cevap Yazın

Reklamlarla Destek Ol!